| Ballıkaya Köyü Hakkında Genel Bilgiler-2 |
|
|
|
| Pazar, 30 Eylül 2007 18:47 | |||
|
Süleyman ÖZEROL EKONOMİK YAPI Halkın geçim kaynakları başta toprağa dayalı işler ve hayvancılıktır. Toprağı olmayan aile yoktur. Kendi yağıyla kavrulan, az da olsa ürünlerini pazarlamaya çalışan Ballıkaya’nın çok zengini olmadığı gibi çok fakiri da yoktur.
Ekonomik denge yıllar yılı bozulmamıştır. 1. Toprağa Dayalı İşler:
Ballıkaya’da meyve deyince kayısı akla gelir. Kayısının dışında kerestesi ya da meyvesi açısından önem kazanan ceviz; pekmez, pestil ve kurusu yapılan dut, yeni türleri denenen elma ve armut, vişnenin yerini almaya aday kiraz, bol türü olan erik/kara erik diğer önemli meyvelerdir. Az da olsa ayva ve fındık ağaçları bulunur.
Ballıkaya’da kayısıya neredeyse tek gelir kaynağı gözüyle bakılmakta. İlk kayısı bahçelerinin 1941 yılında dikildiği söylenir. Son yıllarda sulama suyunun azalmasına karşın büyük ölçüde kayısı alanları açılmış, nerede bir su kaynağı görülse önüne küçücük de olsa bir havuz yapılarak kayısı yetiştirilmeye çalışılmaktadır. Kayısı, kükürtleme yöntemi ve kabuğu güneşte kurutularak değerlendirilir. Kurutulmuş kabuğa “çir” adı verilir. Elma ve armut da dilimlendikten sonra kurutulur. Bunların kurusuna da “kak” adı verilir. Erik, vişne ve kiraz da çekirdeği ile birlikte kurutulur. Tüm meyve kurutmalarından hoşaf yapılır. Adı geçen tüm meyvelerin reçelleri de yapılarak değerlendirilir. Pazar ürünü olarak da kayısı başta gelir. Az da olsa kayısı, elma ve armut taze olarak pazarlanır.
Her aile kendine yeter derecede salatalık, domates, biber, kabak, soğan, patates, patlıcan gibi sebzeleri ekip dikmekte ve yetiştirmektedir. Sebzeler daha çok kurutmalık olarak kışa saklanır, domates salçası yapılır. Pazar ürünü olarak sebze yetiştiren yoktur.
15 yıl öncesine kadar sulu tarlalara köcek yöntemi ile buğday üretilirdi. Sonbaharda ekilen ekin yeşerdikten sonra üzerine düşen kar onu korur, baharda da beslerdi. Buğdayın sonbahardan çimlenmiş haline köcek denirdi. O zaman verim daha yüksekti. Bugün ise buğday daha çok samanı için ekilir. Nohut ekimine yönelme olmasına karşın ondan da gereken verim alınamamıştır. Mercimek az da olsa ekilir. Traktörün girmediği yıllarda öküzlerin temel yemi küşne ve fiğ ise artık unutulmuştur. Ekin tarlalarının kenarından ya da bahçelerden biçilen otlar burma adı verilen özel bir yöntemle kış için kurutularak hazırlanır. Ekinlerin tanelenmeye başlaması, firik olması verim durumunu da belirler. Olgunlaşan ekinler orakla biçilir. Az da olsa tırpan kullanılır. Biçilen ekinler şahra adı verilen karşılıklı birbirine geçmiş çifte merdiven biçimindeki bir düzenekle harmana taşınır. Son yıllarda ekinler traktör ile taşınmaktadır. Döven sürme, dirgen ile toplama karıştırma, yaba ile savurma yerini patoza bırakmıştır. Mercimek ve nohut dövenle sürülerek harman kaldırılır. Neredeyse bunlar da terk edilmektedir. Karpuz ve kavun ekenler azdır. Bostanların kenarlarına mısır ve süpürgelik ekilmektedir. Pancar da bostanların içine ekilmekte olup sayılıdır. Sanayi bitkilerinin üretimi yapılmamaktadır.
At Eşek Katır Sığır Koyun Keçi 13 52 7 300 582 8
At Eşek Katır Sığır Koyun Keçi 2 7 - 44 - -
Ballıkaya ve yöresinde ormanı koruma uğruna 1970 yılında keçi yetiştiriciliğinden vazgeçilmiş, tarlaların birçoğu da tapulamada orman arazisi sayılmıştır. Bahçelerin içinde bulunan meşelere dokunulmamıştır. Son yıllarda gençleştirme kesimi yapılmakta, kesilen meşelerden ise mangal kömürü yapılmaktadır.
İhtiyaçlar köyde bulunan üç bakkal ile Hekimhan, Malatya ve Arguvan işyerlerinden karşılanır. Özellikle kış hazırlıkları döneminde ellerindeki üretim mallarını satarak parası ile alışverişlerini yaparlar. Ziraat Bankasından aldıkları tarım kredilerinin büyük bölümünü ilaç, gübre, tarla-bahçe-hayvan bakımı ve benzeri borçları ödenir. Büyük kredi alan yoktur. 1968 yılında kurulan Ballıkaya Köyü Kalkınma Kooperatifi “bakkallık” işi ile uğraşmış, 1976 yılında kapanmıştır. Hayvan yemi ve arpa alımı yapılarak halka ucuza satılmaya çalışılmış, başka önemli etkinliği olmamıştır.
Şimdi: Hekimhan yolu üzerindeki Bağırsak Deresi köprüsü çevre köylerin ortaklığı ile yapılmış, Arguvan tarafındaki Uludere-Avşar Çayı üzerinde ise köprü bulunmamaktadır. 1990 yazında Hekimhan-Arguvan arası yol genişletme çalışmaları yapılmış, 1998 yılında ise asfaltlanmış; köprüler de yapılmıştır. Bir Fiat otobüs çalışmaktadır. Doğal taşıtlar at, eşek, katırlardır. Bunlarla Hekimhan’a ve Arguvan’a gidip gelinir.
Okul ve Eğitim
Yeni yazıya geçilmeden önce Hüseyin Nazmi adlı öğretmen verilmiş. Seyfullah adlı öğretmen geldiğinde köyün doğusundaki kerpiç binada okutmaya başlamış. Üçüncü sınıfa kadar okurlar, dördü ve beşi İğdir köyü okulunda okurlarmış. 1940’larda beş sınıflı olmuş. Okul binasının çatısı çöktüğünden 1963 yılına kadar ahır, samanlık, kullanılmayan evler okul olarak kullanılmış, 1963 yılında eski okulun yerine iki derslikli, iki öğretmen evli yeni okul yapılmış, 1986 yılına kadar burada eğitim öğretim sürmüş, köyün yeniden kurulması üzerine tek derslikli okul yapılmış ve buraya taşınılmıştır. Köyün eski yerindeki bina 1988 yılında yıkılmıştır. Yeni yerleşim yerinde 1994’ten itibaren okulun da işlevi sona ermiştir.
2. Seyfullah: Yeni yazıya geçildiğinde gelen öğretmen. 3. Sami OKTAY: Hekimhan Merkezden 4. Salman DEMİRHAN: Hekimhan-İğdir Köyünden-Eğitmen 5. Abidin ÖZTÜRK: Köy Halkından -Eğitmen–1993 6. Hüseyin ERDOĞAN: Arguvan-Armutlu (Kuşu) Köyünden 7. Ali ÖZTÜRK: Köy Halkından–1985 8. Avni OKTAY: Köy Halkından 9. Hüseyin GÜNER: Köy Halkından 10. Mehmet YALÇIN: Köy Halkından–1992 11. İpşir GÜNER: Köy Halkından–1987 12. İsmail YILDIRIM: Köy Halkından 13. Zeynep OKTAY: Köy Halkından 14. İbrahim YALÇIN: Köy Halkından 15. Vahap SATILMIŞ: Hekimhan-İgdir Köyünden 16. Hasan YILDIRIM: Hekimhan-Kozdere Köyünden 17. Gülistan KAHRAMAN: Arguvan-Eymir Köyünden 18. Lütfü KAYA: Malatya-Merkezden 19. Emir Güngör DOKUYAN: Çorum-Mecitözünden 20. İzzet KUYUCU: Hekimhan-Güzelyurt Kasabasından-Vekil Öğretmen 21. Hüseyin TURAN: Hekimhan-İğdir Köyünden
Ekonomik güçlülük olmadığından eğitim-öğretime oldukça önem verilmekte, okuma-yazma oranı % 100’e yaklaşmaktadır. 1985 yılında Ballıkaya Sağlık Ocağında görev yapan Dr. Ali Osman ONAT’ın dediği gibi; “Ballıkaya’nın cahili yoktur, yaşlısı çoktur!” Okuyanlar köyü terk etmekte, köyde çoğunlukla yaşlılar kalmaktadır.
Astsubay 11 Mühendis 5 Hakim 4 Doktor 3 Subay 2
BALLIKAYA VE YÖRESİNDE DİL VE AĞIZ ÖZELLİKLERİNDEN...
“A”nın “E”ye dönüşümü: Ahmet-Ehmet “D”nin “T”ye dönüşümü: Dut-Tut “E”nin “A”ya dönüşümü: Cafer-Cafar, Elma-Alma, Ateş-Ataş, Kardeş-Gardaş “E”nin “Ü”ye dönüşümü: Böcek-Böcük “F”nin “P”ye dönüşümü: Yusuf-Yusup “İ”nin “E”ye dönüşümü: Git-Get, İndir-Endir, Nine-Nene “K”nın “G”ye dönüşümü: Kurban-Gurban, Kalmadı-Galmadı, Kurt-Gurt, Katır-Gatır, Kul-Gul, Keçi-Geçi, Kıç-Gıç, Koymak-Gomak, Karakuş-Goroğuş, Kardeş-Gardaş, “L”nin “N”ye dönüşümü: Yemenli-Yemenni “N”nin “Ğ”ye dönüşümü: Dünür-Düğür, Dünürcü-Düğürşü “Ö”nün “O”ya dönüşümü: Cömert-Comart “P”nin “B”ye dönüşümü: Parmak-Barmak, Pazar-Bazar “Ş”nin “Ç”ye dönüşümü: Şeftali-Çeftali “T”nin “C”ye dönüşümü: Tırnak-Cırnak “T”nin “D”ye dönüşümü: Taş-Daş, Tut-Dut, Tuz-Duz “U”nun “I”ya dönüşümü: Armut-Armıt “U”nun “Ü”ye dönüşümü: Cuma-Cüme “Ü”nün “U”ya dönüşümü: Yün-Yuğ “V”nin “Ğ”ye dönüşümü: Döver-Döğer, Söver-Söğer, Ceviz-Ceğüz “R” harfi İle başlayan bazı sözcüklerde “I”, “U”, “Ü” harfleri başa getirilerek kullanılır: Razı-Irazı, Rıza-Irıza, Rüzgâr-Ürüzgar, Rüya-Uruya, Rüya-Ürüya “Ark” sözcüğü, başına “H” getirilerek kullanılır: Ark-Hark Bazı sözcükler, yerel sözcüklerle eş anlamlıdır. Bıldır-Geçen yıl, Caydak-Zayıf, Cıncık-cam, Culuk-Hindi, Guşkana-Tencere, Konalga-Konaklama yeri, Tomuz-Yaz... Edöğ: Bazı yörelerde kullanılan “ede” karşılığıdır. Anik: Bazı yörelerde ve burada da kullanılan“anam” karşılığıdır. Gı: Kısaltma olarak “kız” sözcüğünün karşılığıdır.
3. Şimdiki Zaman : Geliym-Geliysin-Geliy Geliyik-Geliysiğiz-Geliyler 4. Gelecek Zaman : Geleceğm-Geleceksin-Gelecek Geleceğik-Geleceksiğz-Gelecekler 5. Geniş Zaman : Gelirim-Gelirsin-Gelir Gelirik-Gelirsiğz-Gelirler
Dil özellikleri ile ilgili olarak derleme örnekleri incelenebilir.
TEKERLEMELER:
Tarhana tartar, Karnımı yırtar, Tarhananın elinden, Gel beni kurtar.
Bu bağ da bizim, Şu bağ da bizim. Yazın gel yaşını ye, Kışın gel kurusunu ye.
Evvel zaman içinde, Kalbur saman içinde, Develer tellal iken, Pireler berber iken, Ben anamın beşiğini, Tıngır mıngır sallar iken, Anam düştü eşikten, Baban düştü beşikten, Biri kaptı maşayı, Biri kaptı kaşağıyı, Az gittiler uz gittiler, Altı ay bir güz gittiler, Bir de dönüp baktılar ki Bir arpa boyu yol gitmişler
Yağ yağ yağmur Teknede hamur Tarlada çamur Ver Allah’ım ver Bir sulu yağmur
Bir iki üç Ebelik güç Dörtle beş Haydi kardeş Altıya geç Yediyi seç Sekizle dokuz Sonra on Oyuna kon
Bilmeceler:
* Ağılım dar, koyunum gür NAR
Çatal BACAKLAR Çatalın üstünde kovan VÜCUT Kovanın üstünde mağara AĞIZ Mağaranın üstünde fışılak BURUN Fışılağın üstünde ışılak GÖZLER Işılağın üstünde çayır SAÇLAR Çayırda keçiler yayılır BİT-PİRE
Dam başına teke bağlı Kuyruğu köke bağlı KABAK
Ektim elit Bitti pelit Yaprağı dut Kendisi armut PAMUK
Kağır kağır kaz gelir Kağırtısı tez gelir Ayağı nallı Boğazı kıllı gelir SEL
Karın altı yazı İki serçenin dört gözü Kotundan olan şişek Deveden olan höşek Bunu bilmeyen eşek YANITLAR İÇİNDE
Şu dağın o yüzüne kar yağar Bu yüzüne dolu yağar ÇIRÇIR
Yer, doymaz Oturur, kalkmaz Gider, gelmez BACA
Yol üstünde yağlı kayış YILAN
Tags:
|
|||
| Cuma, 17 Temmuz 2009 19:17 tarihinde güncellendi |
Giriş Formu
Etiketler





