|
Bu köyümüze iki velinin köye gelip (Karadirek) tekkesini halka mabet olarak eser bıraktıkları için ziyarete açılarak kutsallaşıp yüz sürülen saygınlığını yücelten bir belde sayılmıştır.
Köyümüzü çepe çevre köylerden manevi şöhreti yücelten farklılıklar şüphesiz iki velinin köye uğrayarak bıraktıkları mabedin olusudur.  2. veliden Murat: Birisi 1402 yıllarında köye gelip çevre insanların ıkrara bağlayan Şah İbrahim Velidir 2. ise Şah Veli 1560 yıllarında büyük dedesi Şah İbrahim'in yaptırdığı mabede uğrayarak hayli zaman kalmış ve evlenmiş.Şah Hüseyin adında bir evladı olmuş.Şah Hüseyin'in de 3 evladı olmuş.İbrahim, İsmail ve Mustafa soy böyle gelerek kabilelere ayrılarak seyit evlatları Mezirme(Ballıkaya) köyünü mesken edinmişler. Eski Köy içinde bulunan sefil sergen olan toprak bina Karadirek Tekkesi. 1994 yılına kadar eski köyde kaldı.Ancak 1994 yılında kurulan Ballıkaya kalkındırma güzelleştirme derneğinin oluşması Karadirek'in eski yerinden kaldırılmasını hareketlendirdi.Kurulan derneğin baskanlığına Hüseyin Yılmaz getirildi.Asil üyeliğe "Mehmet Öztürk, Abidin Koç, Mehmet Çelik, Mahmut Öztürk" olmak üzere kurulan bu 5 asil üyeler karar yazarak Karadirek Tekkesinin eşiğine bir kurban kesildi.Bu mübarek kutsal mabedi yerinden kaldırarak yeni yapılan köye sosyal konutların kenarına islimlaktaki gösterilen yere kuruldu.Bu mabedin Ballıkaya köyünde olması köyün bel kemiği olmuştur.Manevi bakımdan büyük kudret ve kuvvettir.Ikrara baglı olan talip ve muhiplerimizin hac ve tavaf makamıdır.Erlerin nazargahı kutsal bir beldedir.Kutsal bir dergahdır. Kişi kendini bilirse, özünü tanırsa ceddi alası Şah İbrahim nazargahıdır.Bütün hizmetleri yüklenip yemekhanesinde yenilip içilmesi kurbanların kasaphanede kesilmesi mutfaklarda yiyecek erzakların bulunup yapılması işlerini üstlenmiştir.Seven ve ıkrarını unutmayan insanlarımıza hayırlı uğurlu olsun. Yazan Mehmet Çelik Dede.Yardım Bizden.Bütün taliplerimize Allahtan mafiret dilerim. MEZİRME KÖYNÜN MANEVİ ZENGİNLİĞİ, ŞÖHRETİNİ YÜKSELTEN ŞİİR. Şah İbrahim dergahı belli nazarı Dertlilere derman olan Mezirme Arifler aşıklar beyan pazarı Şöhreti dillerde olan Mezirme. Katar katar ziyaretçisi geliyor Koyun kuzu irfanında yeniyor İhlaslı gelenler şifa buluyor Cansızlara canlar olan Mezirme. Karadirek nişandır gerçek veliden Severiz gerçeği canı gönülden Aslımız geliyor o yüce soydan Aslı nesli pak olan Mezirme. Atalar doğru yolu sere gelmişler Çevre yana rahmet nuru saçmışlar Eli ele verip hakkı bulmuşlar İnsanlığa rehber olan Mezirme. Ballıkaya'sının balı akınca Koyun kuzu yaylalara çıkınca Gülü, reyhanı mor menekşe açınca Burcu burcu gülü kokar Mezirme. Gevheri yemenli kalem elinde Arzuhal yazardı hakkın yolunda Sefil Mehmet derki halkın dilinde Dertlilere derman olan Mezirme. Mehmet Çelik Dede ( Sefil Mehmet) -------------------------------------------------------------------------------- ALEVİ CEM KAİDELERİ VE TÖRELERİ ON İKİ HİZMET YOLU Anlayıp kabul edenlere; De ki, bilenlerle bilmeyenler bir olurmu? Ancak akıl sahipleri öğüt kabul eder, ibret alırlar.(Zümer suresi 9.ayet) Kendisini arındıran kurtuluşa ermiştir.(Sems suresi 9.ayet) Hayat: İnanmak ve mucadele etmektir. Alevilik; uçsuz bucaksız, tükenmeyen engin bie sevgi denizidir. Alevilik; alçak gönüllülüğün, dürüstlüğün, şerefin zararsız bir insan olmanın okulu, cem evinin pirlerin taliplerine edep, erkan eğitim yeridir. Şahatayım abalık Bu yolda olmaz kabalık Denizden bir su alki Ne su duysun ne balık Açıklama: Deniz mürşidin dilinden dökülen kevser suyu ilimdir, uyandırıcı, aydınlatıcı, irşad edicidir. (El kalbi mümine beytullah) yani Allahın eci müminin kalbidir. (El kalbi mümin arşullah) müminin kalbi Allah köşküdür. Dahi bu manayadır ki onun Allah'ın aynısıdır, mealinde, buyurur; Hazreti Resulün mübarek hadisleri mümin kalbi miratullah.Yani ayaklı Kur'an dır. Bu kitabı yazmaya başladığımızda en büyük hukuk alimi gerçek bulduğumuz,NEHC'ÜL-BELAGA kitabından Hz.Ali'nin hutbeleri,emirleri mektupları,hikmet ve vecizelerinde Kur'an-ı Kerim'i ve Resullahı tasdik ederek ayetleri tahlil ve izah etmiş.Neyin yapılacagını,neyin yapılamayacağını hangi ayet nesuh,hangi ayet mensuh bunların yerine gelen ayetleri ayrı ayrı yazarak bizleri aydınlatmaya çalışmış ve sözleriyle hikmeti arayın bulundun diye öğüt vermiştir.
Hz.Ali buyuruyor ki; "Bir hikmet ve hakikatı bulamk müminler için en büyük ganimettir." Seyit Nesimi Sultan Hazretleride bir nefesinde der ki: "Ey Nesimi, can Nesimi, bilki hak aynındadır. Bunca ümmetim vebali ülema boynundadır." Bu gizli kalmış hikmet ve hakikatlerin halka duyurmanın vebali ülema boynundadır. Hikmet ve hakikatlerin gizlenmesi ve hatta tahrip edilmesi karşısına vicdanların susması kusurdur ve ayıp sayılır.Artık milletin hükümdarlığını tepeleyebilmek için halkı köle gibi kullanmak için milleti maarif nurundan mahrum edenlerin zamanı geçti.Şimdi nöbet Cumhuriyette.Ve hakimiyeti milliyedir.Eski şeyleri satanların nöbeti ve zamabı geçti, biz şimdi yeni şeyleri satıyoruz.Kendi pazarımıza dönelim.Bu pazar AHTI peyman ve ikrar imanıdır.Hatayı Sultan bir beyitinde: "İkrarına kec bakandan bezerim." yani hor bakma insanın kendisini bilmemesi, ikrarını boşlamasıdı.Kamil insan kendini ve ikrarını kaybetmez var kuvvetiyle ikrarına insanlığın yücelmesine sarılır. Çünkü Hz. Peygamber buyuruyorki: " Kim kendini bildi, büyük rabbini bildi.Kim kendini bilmedi ise rabbini bilmedi." Kendini bilmeyen, başkasını bilemez. YOLUN GİZLİ KALMASI Sayın Okuyucularımız, 12 Hizmet yol süreç adı altında olan cem törelerimiz nice yüzyıllardan her ne kadar günümüze dek gelmiş ise de, zalimlerin zulmünden, gizli perde altında yapılarak geldiğinden hem bize hem yolumuza zıt giden, tahrikçiler, iftirelar, garezler, tohmetler, yaptıysalarda alemi nurla aydınlatan, Muhammed Ali'nin kurdğu kırklar cemi ve yolda safsata ve kötülük olmayan hak divanı mahkemeler üstü bir muhakeme'dir ki: insanlar vicdan mahkemesi içinde bulunarak, pir divanı mansur darında, rabbini rızasını kazanmak için pirin şu sözlerini dinler: Ey talip : ALDINSA VER, DÖKDÜNSE DOLDUR, AĞLATTINSA GÜLDÜR, GÇNÜL YIKTINSA YAP, KUSURLARIN VARSA ÖZÜR DİLE. İşte bu beş temel unsur yolumuzun ilkesi ve anayasa niteliğini taşır.Bu buyruğu kabul eden insan bu dünyada ve cem evinde pir ve irfan meclisinde, yargılanarak insan haklarını yerine getirir, barış yapılır, işte rızalaşma yeri burasıdır.Ahirette sorumluluk koymayan cem törelerinde bulunan tarikat kuralları ve mahkemesidir. İşte Muhammed Ali'nin kurduğu kırklar cemi bir manevi okuldur. Demokrasinin eşitliğin ve insan haklarının ve barışın temeli burada atılmıştır.
Mehmet Çelik Dede
------------------------------------------------------------------------------ ÖZGEÇMİŞİM 1934'de Hekimhan'ın (Mezirme) Ballıkaya köyünde doğgum.Babam Ali anam Zeliha'dır.İlkokulu köyümde bitirdim.(İmam Musa Kazım soyundan yirmi beşinci torunu olan Şah İbrahim Veli Ocağındanım). Köyümüzdeki Kara Direk tekkesi, irfan meclisinde yapılan aynı erkan yol kültürüne gönül verdim.Bu kabiliyet ve zeka kavramıyla feyiz aldım. Yaratılış, vücut yapımında duygularımda okuma hevesi vardır, dini kitapları devamlı okudum, aşıklık geleneğini getirip öğrendim, ilmin maddelerine girdim aşıkn deryasına daldım 20 yaşlarımdan itibaren şiir yazmaya başladım, hala devam ediyorum. Dedelik görevime 32 yaşında başladım.Bu zamana kadar gerek dini ilme gerek aşılık bilgisini öğrendim.dedelik çoğu zaman zakirliğe ihtiyaç gerektirdiğinden her ikisini birlikte yapıyorum. 40 yaşıma doğru Peygamberler tarihini kısası embia kitaplarında araştırmalar yaparak Adem peygamberden hatem peygamber Muhammed A.S'a kadar gelen soyun kaleme aldımç50 cm eni 90 cm uzunluğu ebadından olan pafya (secreyi embia) ismi koydum .İkinci secereyi ehlibeyt, aynı ebatta olan secereleri ozalite makinasinda 100 adet çektirilip isteyen meraklılarına verdim.Aşık olarak Yunus Emre ve Nasrettin hoca yarışmalarına yazmış olduğum şiirlerde mansiyom ödülü kazandım. Şimdilik dedelik görevimle sınırlıyım Çocuklarımı okutmak için 1975 de Malatya'ya göçtüm.Dört çocuğum var tümü okudu. Şimdi köyümde oturuyorum. Aydın,Denizli,İzmir,Sivas,Tokat,Amasya,Ankara,İstanbul gibi illere sık sık giderim.Bunun yanı sıra Ardahan-Damalı köyüne gidip irşat görevimi yerine getirmeye çalışıyorum.İstikametimi hiç bozmadım.Değişiklik olmadı.Tuttuğum yolu bırakmadım.Muhammed Ali'nin kurduğu 12 hizmet yoluna hizmetimi hak kısmet ederse son nefesime kadar sürdüreceğim. Haktan indi ceddi alama yazılı kitap Kur'anı azimişan oldu rehberimiz Hakka davet eyleriz her kişiyi Ceddimiz irşadıdır irşadımız Hizmet bizden, Tevfik Allah'dan ------------------------------------------------------------------------------- MANSİYON ÖDÜLÜ ALDIĞIM ŞİİRLER HAK ŞAİRİ Hak nazar eylemiş Aşık Yunus'a İlhamı haktandır Yunus Emre'nin Aşk ile örülmüş onun yuvası Sözler pınarolmuş Yunus Emre'nin Özüyle sözüyle hem demokrasi Doğruluk fazilet onun aynası Asırlar elinde geliyor sesi Aşıklar sazında Yunu Emre'nin Biz fikir adamı belli sözünde İnsanlığı gösterirdi özünde Biz gidelim o şarin özünde Rehberliği kabul Yunus Emre'nin Şairlere vermiyordu sırayı Gönülde sildi kin kibri karayı Yanar aşk çırası hakkı arayı Aydınlık kalbinde Yunus Emre'nin Eşitlik kardeşlikti tüm amacı Ayrım yapmaz severdi kardeşi bacı Gece gündüz Allahına duacı Müminlik şanında Yunus Emre'nin Taptuk emredende aldı bir ışık Özünü bağladı hem oldu ışık İlim ona o ilme yapışık İyi niyeti var Yunus Emre'nin Sefil Mehmet söyler Yunus'a sözü Yaşlamı boyunca o güler yüzü Hakka bağlamıştır Türklüğün özü Özü Türk sözü Türk Yunus Emre'nin. ------------------------------------------------------------------------------- NASRETTİN HOCANIN MİZAHLARI Bir kişi hocan eşek istedi Hoca cevap verdi eşek yok dedi Ahırdan haberle eşek ses verdi Eşeğe bakma bana inan dedi Hoca geldi göl kenarın gezmeye Başladı göle damızlık çalmaya Görenler başladı hemen gülmeye İş bu damızlık tutarsa dedi Günlerden birinde şehre gidiyordu Çocuklar toplanıp herşey istiyor Bir çokcuk düdük parası verdi Para veren düdüğü çalar dedi Komşu birgun urgan ip dedi Hoca Be'can ipe un serdim dedi Komşu ipe un serilmez ya dedi Hoca gönlün olmazsa serilir dedi Hoca oğluna git su getir dedi Destiyi vererek bir tokat vurdu Vatandaş hocadan vuruşun sordu Hoca kırmadan vurmak doğru dedi Hoca su kuyusunun başına vardı O Ay'ın kuyuya düştüğüne gördü Çıkrık ipi kopup sırt üstü yattı Ayı gökte gördü çıkardım dedi Bu sırada yol düz tarlaya girdi Ceviz ağacının altına durdu Tevek arasında karpuzu gördü Şu zayıf otta ne büyüklük dedi Hoca cevize baktı meyve ufak Teveğe bir baktı meyve çok büyük Bunlar birbirine olmadı layık Hoca fikre daldı ne iş dedi İşte Hoca böyle Hikmet aradı Karpuz büyük cevizi ufak buldu Daldan ceviz düşüp burnuna vurdu Yarab sen yanlış iş yapmazsın dedi Sefil Mehmet eleştir sen hocayı Sözlerini eder yoksulu bayı Sende söyle onu gezme hevayı Bizleri ananlar şad olsun.
|