| 48 Cuma Menakıbı Şah İbrahim Veli |
|
|
|
| Salı, 05 Şubat 2008 22:08 |
|
48 Cuma Menakıbı Şah İbrahim Veli ve Buyruk'ların Tahrifi Değerli Canlar,Uzun zaman dan beri Karadeniz Kitabı olarak bilinen 48 Cuma Menakıbı Şah İbrahim Veli nin kitabını saklayanlar bir bir piyasaya çıkarıyor.Yıllardan beri ocağımıza ait belgeler toplatılmış ve tahrif edilmiş bir şekilde dede ve dikme dedelere sunulmuştur.Alevilerin Kuranı Kerim den sonra bildiği,saydığı Buyruklar da bu olaylardan nasibini almıştır.Bunlardan bilinenleri Yunus Koçak ın hazırlayıp sunduğu ve 2004 de Hacı Bektaş Veli Araştırma Dergisi 30. sayıda yayınlanan ''Şah İbrahim Veli Ocağından Gelen Şeyh Safi Buyruğu'' başlıklı belge ve Konya müzesinde bulunan Bisati Buruğudur. Ne ilginçtir ki Belgeleri ve Buyrukları tahrif etme çalışmaları devam etmektedir ve piyasaya süren ise Yunus Koçaktır.Yunus Koçak bilindiği gibi Şah İbrahimli ailelerden çuvallarla kitaplar toplamıştır.Ancak bunları yıllarca piyasaya çıkarmayan bu bey, şimdi 48 Cuma Şah İbrahim Veli Menakıbını bazı sitelerde yayınlıyor.Kendisinin kötü durumda olduğunu kitabı çıkarma durumunda olmadığını bildirerek Şah İbrahim Veli Ocağı dışında kimselerden medet umuyor.
48 Cuma Menakıbı Şah İbrahim Veli,Şah İbrahim Veli Ocağına aittir.Bu kitabın gerçek sahiblerine verilmeli ve gerçekleri yansıtaraktan Alevi toplumuna sunulmalıdır.Alevi toplumunun bazı gizli kalmış konuları artık bilme zamanı gelmiştir.48 Cuma Menakıbı Şah İbrahim Veli de Karanlığa ışık tutacak ve bu yüzden bazı kesimlerce bilinçli saklanmış değerli bir yapıttır. Yunus Koçağın sunduğu ve yayınlattığı 48 Cuma Menakıbı Şah İbrahim güya Erdebile kaçırılmış değiştirilmiş ve tekrar Anadoluya getirilmiş. Yunus Koçak 48 Cumanın 48ini kendi kafasina göre tercüme etmiş ve 1 hutbeyi sitenin birine yollamış. Mektubunda Karadeniz dediği 48 Cuma güya Erdebile kaçırılmış ve içi değiştirilerek anadoluya getirilmiş.Madem öyleydi bunca yıl niye saklandı.Madem öyleydi Erdebilliler o kadar mı akılsızdıda o kitabın karşıtını yazmamışlarda kitabın bazı yerlerine eklemeler yaparak 48 cuma Hutbesini meydana getirmişler.48 Cuma o zaman kitap kenar notlarindan ibaret olmasi gerekmez miydi? Osmanlıların kitabını neden karalasınlar kendileri boş kağıt bulamadılarmı? Bir siteye yolladığı mektubunda şunları demektedir: Mektup 1 ''Hamdullah Çelibi nin İdamı 10 gün Mahkemeyi Şeriatta yargılanımının sonunda. Amasyaya sürgün edilmesini bildiren bin kitap yayınlamışım. İçinde Araştırmacılara yararlı çok bilgiler bulunmaktadır, Karadeniz Anadoluda Dede talip ağının örülüşünde.Devletinde idaresinin.kanun nizam olarak yürütülmesinde. Yardımcı olarak yazılmış hicri 726 yılında başlamış h.940 yılına kadar.yaşamışsistemler nizamıdır. Hünkar Hacı Bektaş Veli zamanında. Onun isteği .doğrultusunda. Osman bey Orhan bey, Murat han zamanlarında.Kızıl Deli, Resul Balı,Mürsel Balı ve Balım sultan. Zamanında. (nizamname) Bu erkan name. Tamamlanmış Karadeniz.Adlı esere kaydolunmuştur. Adı neden Karadeniz olmuş.pek geçerli bilgim yok. Çeşitli rivayetler duymuşum.'' Burada kendisine acilen şifalar diliyoruz. Mektup 2 ''Karadeniz Anadoluda. Hacı Bektaş Veli.huzurunda.Hacı Bektaş’a direk bağlı olan, 19 mürşit tarafından yazılan yazılmış. Osmanlı oğulları beyleri ve Padişahları.(Orhan-Murad, Yıldırım Bayezit,Emir Süleyman,Mehmet çelebi,,Musa çelebi,ikinci Murat,Fatih Mehmet, II Beyazit,Mabeyin müellimleri,hukukcuları katkılarda bulunmuş Devlet idaresinin, Anayasası olarak. Saraydada her sene ekler ilaveler,yapılarak karadeniz.kabul edilerek Hacı Bektaş Veli Halifeleri ve Çelebileri.(kızıldeli)SeyyidAli, Resulbalı, Mürsel Balı, Balım Sultan. Tarafından da ekler ilaveler.Fikirleri ilave edilmiştir.İmparatorluğun hükmettiği yerlerdeher 36 Km’ye.Dergahlar.Zaviyeler. hangahlar , Kevransalaylar,Devehaneler.Cankurtaran dinlenme tesisleri kurulmuş. Bazı yerlerde.Zaten Selçuklulardan kalma. Tesislerde bulunmakta omluğu bilinmektedir.Bu yukarda bahsedilenkuruluşlara (fatih Mehmet ve Balım Sultan )zamanına,kadarAli evlat nesli olarak bilinen kişilere, Vakıf bağlanarak Öncelik tanınmıştır. İlkin Balkanlarda . kurulan Bektaşilik 1551 yılından sonrada Anadoluda kurulmuşolan Bektaşi Babalarına. Mürşitlerin yetkililerine verilmiş vakıflar bağlanmış.M.1826 yılında. Resmen Alevi Bektaşi kıyımıyla 6679 dergah yöneticisi Dede Baba. Pir ve rahberlerin elinden alınmış. Mensupları katledilmiş. Sürgüne sürülmüş hapsedilmiş. (Hamdullah Çelebi Adlı eserimizde.bir nebze anlatılmıştır. Karadeniz kitabına gelince.1526 yılından sonra hemen Anadoludan Erdebil dergahına kaçırılmış.Erdebil dergahında. Kitap pek çok yerlerine Erdebil dergahında rütuş yapılarak ilaveler yapılmıştır. Ankara’daNuri nebi. Keremi Ali,Pirimiz Ustadımız Hacı Bektaş Velidemine devranına hu diyelim huu. Yunus Koçak.''
Yok öyle birşey tam tersine Augburga geldiğinde bu menakıbı kendim inceledim.Kitap kendi düşüncelerince tahrif edilmişti.Yunus Koçak'ı uyardım bunlar nedir dedim.Yunus Koçak kendi diliyle bunların aslı yok sahtekarlık diyerek içindeki tahrifleri silerek Şah İbrahim Veliyi olduğu gibi yayınlayacağına söz vermişti.Ama görünen o ki Yunus Bey gerçekleri anlayamamış ve menekıbeyle istediği gibi oynamaktadır.
Şimdi Yunus Koçak'ın daha önce de yayınlanmış tahrif edilmiş buyruk dan örnekler sunuyorum.Yunus Koçak'ın Yayınladığı Şeyh Safi Buyruğu nda Şah Bölümleri silinmiş Hacı Bektaş Veli efendi yazılmıştır.Hacı Bektaş Veli efendiye bir sözümüz yoktur,ama Şahları silipte yerine Hacı Bektaşı ekleyenlerin zihninde büyük oyunlar yatmaktaır.Alevi taliplerini istedikleri yöne yöneltmek isteyenler bu tahrif olaylarıyla kalmamışlar aynı zamanda Şeyh Safi Buyruğuna fetvalar eklemiş Hacı Bektaş Dergahında icazet almayanlara ağır sözler etmiştir.Dedelik postuna oturamayacaklarını da beyan etmişlerdir. Abdulbaki Gölpınarlı bu konuya ilişki şunları değinmektedir; Kızılbaş Maddesi: ‘’Bazı araştırmacılara göre Şah İsmail’in Yavuz karşısında yenilgiye uğraması ve bunun sonucunda Safevilerin Anadolu’daki nüfuzunun zayıflaması Hacı Bektaş Dergahı’nın Alevi Ocakları karşısındaki durumunu güçlendirmiştir. Çelebiler’in, Anadolu’daki ocakzade Aleviler üzerindeki nüfuzlarını artırmaları Çelebi Ahmed Cemaleddin Efendi (1862-1921) zamanında gerçekleşmiş, ocaklara bağlı Aleviler üzerinde Hacı Bektaş Dergahı çelebilerinin nüfuzlarını arttırmak isteyen A. Cemaleddin Efendi: “...Anadolu’nun en uzak yerlerine kadar adamlar göndererek Hacı Bektaş ocağının ser-çeşme olduğunu, o ocağa görülmeden talip gören dedelerin yolsuz bulunduklarını, erkân, tarîk, evliya, zülfikar ve serdeste gibi adlar ile anılan sopanın yezitlik alameti bulunduğu...” propagandasını yaptırmıştı ve I. Dünya Savaşı için asker toplamak amacıyla Tunceli’ye kadar giden Cemaleddin Efendi kimi ocakları ve Alevi topluluklarını Çelebi’lere bağlamayı başarmıştır. Çelebi’lere bağlananlara dönük, ocaklara bağlı kalmayı sürdürenlere purut da denilmektedir. Bakınız İslam Ansiklopedisi cilt 6, 1977.Kızılbaş maddesi s.789-795 A.Gölpınarlı.Burukların Tahriflerine Dair:
Menakubu’l Esrar Behcetü’l Ahrar Şeyh Safi BuyruğuCevrim Tarihi 2004Yayına hazırlayan: Gazi Ünüversitesi,H.Bektaş Veli Araştırma DergisiYunus Koçak Tahrif edilmiş yerlerden örnekler: 1.
farz oldur ki, halifede tac ve kisve kabul eylemek. Yedinci farz oldur ki, üstaza özrün buyurub kendü bildigini terk itmek.ve yol ehline pa-yı mal olmakdır. İmdi bu tarik üzere olmayan kişi muhiblik duasın itse kazibdir. Setm ü tercüman beyan ider. Evvel sünnetten düşene yol vardık da kendü reyine bırakıb her ne hizmet iderse anınla kabul idesin. İkinci sünnetten düşene üç setm-i tarik olub üç akçe tercüman alalar. Üçüncü sünnetden düşene üç tarik çalub üç akçe gazilere ve beş akçe halifeye alasın. İmdi sünnet tamam oldu. Evvel farzdan düşene beşe tarik urub beş akçe gazilere üç akçe halifeye ve yedi akçe Hacı Bektaş’a nezir alasın. İkinci farzdan düşene yedi tarik urub yedi akçe gazilere ve beş akçe halifeye ve on bir akçe Hacı Bektaşa nezir alasın. Üçüncü farzdan düşene, on iki sartu urub on iki akçe tercüman gazilere ve dokuz akçe halifeye ve on akçe mürşide nezir alasın. Dördüncü farzdan düşene on yedi tarik urub on yedi akçe tercüman
2.
39 gazilere on beş akçe halifeye ve kırk akçe evliyaya nezir alalar. Baki ol üç farzdan düşenin günahı birdir. Gerek mürebbiden ve gerek sahibden ve gerek kim tacın atmış olsun. Bunlara kırk yedi akçe tercüman gazilere alub ve kırk yedi tarik urub otuzüç akçe halifeye ve yetmiş dokuz akçe evliyaya nezir alalar. İmdi bir kişi bunca farzlardan düşmüş ola, ana derman yokdur. O talib, derfah-ı hazret-i hünkara varub özin mürşide yetire. Eger mürşid kabul iderse rehber dahi kabul ider. Ve eger mürşid kabul itmezse rehber dahi kabul itmez ve eger mürşid kabul itmezse anın cümle malı miras olur. Ol talibin cümle malın hisab idüb beşte birin rehber ve yedide birin halifeye on ikide birin evliyaya nezir alalar. doksan dokuz tarik urub doksan dokuz akçe tercüman alalar. Ve bu doksan dokuz akçe tarikindir. Ayn-ı cem kondugu denlu alurlar. Amma müsahibinin malı hesab olmaz. Setm bile düşer. İmdi her kim bu tarik 3. 41 ayağına niyaz ideler. Yine dara duralar. Tarikçi tarik çala, kaldura andan otura . ve eger ol rehber getürirlerse caizdir. Andan sonra baki talibler bir bir tarikden geçüb tarik tamam oldukta hutbe okuyub meşayihlerin ismin yad gelüben şah-ı merdan çekeler. Andan sonra bir saki safa suyu dağıtub ervah-ı eimme-i isna aşere hibe ideler. İmdi eger halife ve mürebbi ve rehber özin dergah-ı hünkarda mürşid ileşdirub icazet almadukça cümle yediği içdiği haramdur. Ve çekdügi makbul degildir. Ve seccade üstünde oturmak reva değildir. Ve her kim Muhammed Ali kavlince ….meşrebiyim diyüb bu erkan üzere yürümeyüb edebin evliyaya talib idüb mürebbinin duasın ayamasa(alamasa) cümle emegi hebadır. Ve evliyanın düşmanıdır. FASL: imam Cafer Sadık radıyallahü anh buyurdu kim, kaçan talibler tarikat üzere cemaat itseler cenab-ı peygamber aleyhisselam tariki üzere oturalar. Dünya muhabbetinden özlerirn çâk idüp dillerine evliya kelamı getüreler.
devamı var!!!
|
| Cuma, 26 Aralık 2008 11:06 tarihinde güncellendi |
Giriş Formu
Etiketler








