O Buyruklar ki, Dedelerimizin canla başla korudukları, günümüze getirdikleri, Şeyh Safi Buyruk'u dur.
‘’Bazı araştırmacılara göre Şah İsmail’in Yavuz karşısında yenilgiye uğraması ve bunun sonucunda Safevilerin Anadolu’daki nüfuzunun zayıflaması Hacı Bektaş Dergahı’nın Alevi Ocakları karşısındaki durumunu güçlendirmiştir. Çelebiler’in, Anadolu’daki ocakzade Aleviler üzerindeki nüfuzlarını artırmaları Çelebi Ahmed Cemaleddin Efendi (1862-1921) zamanında gerçekleşmiş, Ocaklara bağlı Aleviler üzerinde Hacı Bektaş Dergahı çelebilerinin nüfuzlarını arttırmak isteyen A. Cemaleddin Efendi: “...Anadolu’nun en uzak yerlerine kadar adamlar göndererek Hacı Bektaş ocağının ser-çeşme olduğunu, o ocağa görülmeden talip gören dedelerin yolsuz bulunduklarını, erkân, tarîk, evliya, zülfikar ve serdeste gibi adlar ile anılan sopanın yezitlik alameti bulunduğu...” propagandasını yaptırmıştı ve I. Dünya Savaşı için asker toplamak amacıyla Tunceli’ye kadar giden Cemaleddin Efendi kimi ocakları ve Alevi topluluklarını Çelebi’lere bağlamayı başarmıştır. Çelebi’lere bağlananlara dönük, ocaklara bağlı kalmayı sürdürenlere purut da denilmektedir’’. (Gölpınarlı 1993: 790, 794-795)
örnek:1
39
İmdi bir kişi bunca farzlardan düşmüş ola, ana derman yokdur. O talib, derfah-ı hazret-i hünkara varub özin mürşide yetire. Eger mürşid kabul iderse rehber dahi kabul ider. Ve eger mürşid kabul itmezse rehber dahi kabul itmez ve eger mürşid kabul itmezse anın cümle malı miras olur. Ol talibin cümle malın hisab idüb beşte birin rehber ve yedide birin halifeye on ikide birin evliyaya nezir alalar. doksan dokuz tarik urub doksan dokuz akçe tercüman alalar.
örnek 2
İmdi eger halife ve mürebbi ve rehber özin dergah-ı hünkarda mürşid ileşdirub icazet almadukça cümle yediği içdiği haramdur. Ve çekdügi makbul degildir. Ve seccade üstünde oturmak reva değildir
Şah İbrahim Veli ve Dede Garkın
Dede Garkın ve Şah İbrahimlilerin biribirine yakın olduğu kadar bir başka ocak birbirlerine bu kadar yakın değildir.Ancak bazı yanlış beyanlar bu bağlılığa gölge düşürmekteler.
Dede Garkın Menkıbesi kaynak olarak gösterilip,kulaktan duyma bilgilerle Ocağımız, Şeyh İbrahim Hacı Ocağı olarak tanıtılmaya çalışılmaktadır.
Hacı Bektaş Veli Araştırma Dergisi 30. sayıda Hacı Yılmaz ile birlikte yazdığı ''Şah İbrahim Veli Ocağı üzerine yeni bilgiler''de Ocağa ait ilk şecere olan 1620 tarihli Kerbela'daki Hacı Bektaş tekkesinden Şah Hüseyin'e verilen belgedeki soy kütüğünde adı geçen Şeyh İbrahim'in Ocağın ilk temsilcisi olarak değerlendirildiğini,1400' lü yıllarda yaşadığını ve bu belgede geçen Mustafa oğlu Şah Kulu'nun yaşadığı dönemin 1560' lı yıllara isabet ettiğini, Şah Kulu'nun isim olarak Erdebil dergahına bağlılığı ifade eden bir ad olup, Dede Garkın Ocağı ile Şah İbrahim Veli Ocağı arasında sıkı bir dostluk ilişkisi olduğunu ( s.24-25 ) belirtmesine karşın, 13. yüzyılda (1201-1300 ) yaşamış olan Şeyh İbrahim Hacı'nın Ocağın kurucusu olarak gösterilmesine her hangi bir müdahalede bulunmamaktadır.
Hamza Aksüt'de Veli’ sıfatlı bir Piri Dede Garkın ocağının halifesi yaparak Şah ve Veli ünvanını da silme çabasını sürdürmektedir.Bu konuda söz konusu kanaldan defalarca söz hakkı istenildiği halde eleştirilerimiz göz ardı edilerek istemimiz dikkate alınmadığı gibi Tv kanalı bununla da yetinmeyip Dede Garkın Ocağı üyesini konuk etmiş, bu kişi de Hamza Aksüt'ün görüşü doğrultusunda Şah İbrahim Veli Ocağı ile Ali Seydi Ocağını Dede Garkın Ocağına bağlamıştır.Oysa, aynı Ocak üyesi Ahmet Rıza Kargın Dede, Seyit Ali Sultan ( nam-ı diğer Kızıl Deli ) ki onların eli de Dede Garkın'dadır demektedir. ( bkz: Rahime Kışlal, Ali Yeşilyurt-Dede Kargın Şiirler s.126) Bu durumda Hamza Aksüt'ün, Şah İbrahim Veli Ocağının musahibi Ali Seydi Ocağıdır.Ali Seydi Ocağının Piri Dede Garkın Ocağıdır.Bu durumda Şah İbrahim veli Ocağının Piri de Dede Garkın Ocağı olmak zorundadır.Görüşü doğru değildir.Çünkü Ali Seydi ile Seyit Ali karmaşıklığını, Dede Ocakları statüsü yöntemini kullanarak çözmeye çalışmaktadır. Oysa, kendisininde belirttiği gibi bu yöntem pek güvenilir değildir.Zira Ali Seydi Ocağı üyeleri, Ali Seydili yani Seyit Ali Sultan (Kızıl Deli ) Ocağından olduklarını söylemekte,ahiret kardeşlerinin Şah İbrahim Veli Ocağı olduğu konusunda görüş birliği içinde bulunmaktadırlar.(bkz: Hamza Aksüt,Ali Seydi ve Seyit Ali Ocakları, G.Ü.H.B.V.A.D. sayı 31.Ayhan Aydın,Erenler Bahçesi,baskı:Aspaş-İstanbul 2003 s.53-54.Mehmet Şahin Dede)
Bu görüşü,Pir Sultan;''Yetiş Şah İbrahim Yetiş'' bağlamalı deyişinde:
İsmin Şah İbrahim Veli
Musahibin Kızıl Deli
Erdebil'den uzat eli
Yetiş Şah İbrahim Yetiş
Aşıki;''Sultan Şah İbrahim Veli Sultan'ın'' bağlamalı deyişinin son dörtlüğünde:
Aşıki'de kapısının kuludur.
Urum kutbu Hacı Bektaş Veli'dir
Musahibi Sultan Seyit Ali'dir
Sultan Şah İbrahim Veli Sultan'ın
Sefil Öksüz'de;''Medet Şah İbrahim medet'' bağlamalı deyişinde:
Ezeli kurdu bu yolu
Cebrail bağladı beli
Musahibi Seyit Ali
Medet Şah İbrahim medet
diyerek doğrulamaktadırlar.Yukarıdaki dörtlüklerde adı geçen Şah İbrahim Veli, 1620 tarihli belgede Ocağın temsilcisi yani kurucusu olan Şeyh İbrahimdir. Bu belgeyi Heidelberg Üniversitesinin düzenlediği sempozyuma sunduğu bildiride güvenilir kabul ettiğine göre, Ocağın kurucusu olarak 13. yüzyılda yaşamıış olan Dede Garkın'nın Halifesi Şeyh İbrahim Hacı'yı ele alması doğru değildir.
Sonuç olarak, Ocağın kurucusu, 1620 tarihli belgede adı geçen Şeyh İbrahimdir.Dede Garkın Menkıbesindeki Şeyh İbrahim Hacı ( Hacı İbrahim ) olarak adlandırılan halife ile hiç bir ilgisi olmadığı gibi, Hacı Bektaş Velayetnamesinde söz edilen Çoban İbrahim Hacı ve Niğdeli Kadı Ahmet'in (m. 1333) te tamamladığı kitapta adı geçen İbrahim Hacı ile de hiç bir ilgisi yoktur. Bunu Alemdar Yalçın- Hacı Yılmaz, ''Hacı Bektaş Veli Velayetnamesinde adı geçen Şeyh İbrahim ( Hacı) Veli'nin devamı olarak bildiğimiz, ancak tamamen farklı bir Şah İbrahim Veli ile karşılaştık...'' diyerek doğrulamaktadırlar.(1) Durum böyleyken Şah İbrahim Veli Ocağını İbrahim Hacı ve Çoban İbrahim Ocağı (2) olarak tanıtmaya çalışmak yanlıştır.Bu nedenle, somut bilgi, belge ( şecere,İcazetname vb.) olmaksızın Menkıbeye, Menkıbe yeterli değilse tahmine ve söylenceye dayanarak tartışmanın sürdürülmemesi dileğiyle...
Bu Konu İle İlgili Hamza Aksüt ün, Hasan Bektaş’la Konuşma Kesintisi;
(Aleviliğin oluşum sürecinde temel kurumların ortaya çıkışı ve Türkmen toplulukları -2)
''HASAN BEKTAŞ (Alevi Dedesi)-
Çorum’un Evcil Kışla Çağşak köyündenim. Şah İbrahim Veli Ocağı diyorlar; ama biz de doğru dürüst bilmediğimiz için, bir soru yönelteceğim. Şah İbrahim Veli’nin nerede yattığını bilmiyorum. Onu öğrenmek istiyorum. Benim annem 88 yaşında. Belki daha fazla, ama biz 88 diyoruz. Eskiden, 10 yaşındayken nüfusa alıyorlarmış. Anneme bazı sorular sorduğum zaman, “Şah İbrahim postuna Dede Garkınlar oturmaz, ama Şah İbrahimliler Dede Garkın postuna oturuyorlar ve oturmalarını da söylüyorlar.” Bir de bunun nedenini anlamak isterim.
Çok teşekkür ederim,sağ olun.
HAMZA AKSÜT-
Dedem, şöyle bir durum var: .....Ben ne diyorum? Şeyh İbrahim Hacı demek, İbrahim Hacı topluluğunun şeyhi demektir. Dede Garkın Velayetnâmesini yazan Seyyid Ednai, belki de kendi atası Dede Garkın’ı yüceltmek için böyle bir şey yazmış olabilir. Hacı Bektaş Velayetnâmesi de değişik kaygılarla pirini yüceltmek için böyle yazmış diyebiliriz''.
Hamza Aksüt'yanılgılara düşmesine rağmen burada yapmış olduğu değerlendirme doğrudur.Ayrıca Dede Garkın ocağından Dedelerin Şah İbrahim Veli Postuna oturmamalarıın sebebi, o makamın yüce olmasındandır.Bir Dede posta oturduysa,bir baba gidip de DEDE'nin olduğu yerde,o posta oturamaz.Oturmama sebebi, Erdebil ocağından olan Şah İbrahim Veli makamının konumundandır.
''Tarih Yazmak Tarih Yapmak Kadar Muhimdir,Yazan Yapana Sadık Kalmazsa, Değişmeyen Hakikat İnsanlığı Şaşırtacak Bir Mahiyet Alır ''M.K.Atatürk
Dipnotlar:
(1) Alemdar Yalçın-Hacı Yılmaz,Şah İbrahim Veli Ocağı Üzerine yeni bilgiler,G.Ü.H.B.V.A.D. sayı 30,s.15
(2) Veli Saltık,İz Bırakan Erenler ve Alevi Ocakları,baskı; Kuloğlu Matbaacılık Ltd.Şti. Ankara,2004 - s.2, 214-218
Ali Akın